Kafkas Cephesi’nin kilit noktalarından Şiran’ın tarihi önemini ve bölgedeki şanlı direnişi daha geniş kitlelere aktarmak amacıyla, belgesel yapımcısı İsmail Kahraman’ın hazırlayıp sunduğu Devri Alem programında yörenin karanlıkta kalmış tarihi gün yüzüne çıkarılıyor. Bu özel söyleşide, yöre tarihi üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan eğitimci-yazar Aydın Bodur, Birinci Dünya Savaşı yıllarında yaşananlara dair çarpıcı detaylar paylaşıyor. Bodur’un, Fevzi Çakmak Paşa’nın Zıhar karargâhından yönettiği amansız mücadeleyi ve Gavur Dağları’nın dondurucu şartlarında Rus ilerleyişinin nasıl kırıldığını tarihi belgelere dayanarak anlattığı sohbette; Kahraman’ın yönelttiği ufuk açıcı sorular sayesinde Tirebolu-Refahiye hattının neden “Doğunun Çanakkale’si” olarak anılması gerektiği derinlemesine bir analizle izleyicilere aktarılarak yörenin tarihi mirasına ışık tutuluyor.

Birinci Dünya Savaşı’nın en çetin ve kanlı mücadelelerine sahne olan Kafkas Cephesi, Anadolu’nun kaderini belirleyen hayati savunma hatlarına ev sahipliği yapmıştır. Bu hatların en kritik noktalarından biri olan Gümüşhane’nin Şiran ilçesi ve çevresi, Rus ordusunun iç kesimlere yönelik işgal girişimini durdurarak tarihi bir misyon üstlenmiştir. Dönemin zorlu coğrafi koşulları ve askeri stratejileri ışığında şekillenen bu direniş, Şiran bölgesini askeri tarihimizde Doğunun Çanakkale’si olarak onurlandırmıştır.
Stratejik Bir Set: Tirebolu-Refahiye Hattı
Savaşın en karanlık günlerinde Rus birliklerinin Karadeniz üzerinden ve doğudan başlattığı taarruzlar, doğrudan Anadolu’nun kalbini tehdit ediyordu. Bu büyük tehlikeyi bertaraf etmek amacıyla Erzincan Refahiye’den kuzeye, Karadeniz sahiline (Tirebolu) uzanan devasa bir savunma hattı oluşturuldu. Şiran ilçesi, bu stratejik hattın tam merkezinde yer alarak kilit bir rol oynamıştır. Rus ordusunun ana hedefi bu hattı yararak Amasya ve Ankara gibi stratejik idari merkezlere hızlıca ulaşmaktı. Gümüşhane’nin birçok bölgesi işgale uğramışken, Şiran önlerinde kurulan bu çelikten irade sayesinde Rus ilerleyişi kesin olarak durdurulmuş, düşman birlikleri Şiran ilçe merkezine dahi giremeyerek oldukları yerde çakılı kalmak zorunda bırakılmıştır.
Zıhar Karargâhı ve Fevzi Çakmak Paşa’nın Direnişi
Bölgedeki bu destansı savunmanın arkasındaki en büyük askeri irade, Miralay Fevzi Çakmak Paşa’nın komutasındaki Kafkas Kolordusu’dur. Direnişin komuta merkezi, bugün bizzat paşanın adıyla onurlandırılarak Fevzi Çakmak Köyü adını alan tarihi Zıhar köyünde kurulmuştur. Fevzi Çakmak Paşa’nın karargâhından yönettiği ve günlüklerine detaylarıyla yansıyan sıcak çatışmalar, iki ordunun da insanüstü bir çaba gösterdiği ölüm kalım savaşları olmuştur. Tarihi belgeler ve askeri arşivler, Zıhar merkezli bu savunma hattında yaşananları, hem Türk askerinin olağanüstü kahramanlığını hem de yöre halkının vatan savunması uğruna verdiği büyük sivil kayıpları tüm gerçekliğiyle gözler önüne sermektedir.

Gavur Dağları ve Doğanın Aşılmaz Kalesi
Bu eşsiz savunmanın tek aktörü askerler değildi; coğrafyanın kendisi de adeta düşmana karşı savaşan bir müttefikti. Fevzi Çakmak Paşa’nın notlarında sıklıkla atıfta bulunduğu Gavur Dağları, cephedeki mücadelenin kaderini tayin eden en önemli doğal engellerden biri olmuştur. 3333 metre yüksekliğe ulaşan, dik yamaçları ve geçit vermez vadileriyle bilinen bu sarp zirveler, Haziran ayında bile karlar altında kalarak Rus ordusunun lojistik ve manevra kabiliyetini felç etmiştir. Askerlerin sadece düşman ateşiyle değil, aynı zamanda dondurucu soğuklar, şiddetli tipi ve ikmal zorluklarıyla da mücadele ettiği bu ulu dağlar, Anadolu savunmasının doğal bir kalesi işlevini kusursuzca yerine getirmiştir.

Kanla Yazılan Tarihten Doğal Mirasa
Savaşın izlerini taşıyan ve büyük fedakarlıklara sahne olan bu topraklar, aynı zamanda Anadolu’nun en bereketli doğa harikalarına ev sahipliği yapmaktadır. Şiran coğrafyası, askeri tarihinin o ağır ve vakur duruşunu, eşsiz su kaynaklarıyla harmanlar. Kelkit Çayı ve Yeşilırmak gibi bütün bir bölgeye can veren büyük nehirlerin beslendiği, suların coşkuyla kayalardan fışkırdığı Tomara Şelalesi, bu coğrafyanın en önemli doğal sembollerinin başında gelmektedir. Yüzyıllar önce ünlü seyyah Evliya Çelebi’nin de rotasına giren ve seyahatnamelerde övgüyle bahsedilen bu yöre, köklü tarihi dokusunu doğanın bu eşsiz hediyeleriyle birleştirmektedir.
Gümüşhane’nin Şiran bölgesi ve Zıhar karargâhı etrafında şekillenen 1915 Kafkas Cephesi mücadeleleri, sadece yerel bir cephe savunması değil, bir ulusun topyekun varoluş savaşının en hayati yapı taşlarından biridir. Bugün bölgeyi ziyaret edenler, bir yandan Tomara Şelalesi’nin huzur veren doğasını deneyimlerken, diğer yandan bastıkları toprağın altında yatan ve Anadolu’nun işgalini durduran o büyük direnişin sessiz ama güçlü mirasına tanıklık etmektedir.
Editör: Kubilay Binen








