Tarih; milletlerin geçmişini bugüne, bugününü ise yarına bağlayan en güçlü köprüdür. Gönüllülük ise bu köprünün temel taşlarından biridir. İnsanların, hiçbir mecburiyetleri olmadığı hâlde vatan ve milletin bekası uğruna cepheden cepheye koşması, gerektiğinde canını hiçe sayması, milletimizin tarihinde eşine az rastlanır bir fedakârlıktır. Giresun’dan yola çıkarak Millî Mücadele’ye katılan gönüllülerin hikâyesi de bu benzersiz ruhun en güzel tezahürlerinden biridir.

Benim Kafkas Cephesi’ne ve bu gönüllü kahramanlara olan ilgim, salt bir gazetecilik veya belgeselcilik merakından ibaret değildir. Giresun’un Tirebolu yöresine yakın bölgelerinde geçen çocukluk yıllarım, büyüklerimizden dinlediğimiz Harşit Savunması hatıralarıyla şekillendi. Rus ordularının Harşit Vadisi’nde nasıl durdurulduğunu, yöre halkının köy köy verdiği amansız mücadeleyi ve cephe gerisindeki hayatı anlatan o sözlü tarih aktarımları, hafızama silinmez bir şekilde kazındı.
Bu tarihsel ilgi, aile tarihimizin derinliklerine indikçe daha da anlamlı bir hâl aldı. Rahmetli annemin babası, yani dedem Şeref oğlu Mustafa’nın Sarıkamış’ta esir düşüp uzun yıllar esaret hayatı yaşadığını aile büyüklerimden dinlemiştim. Diğer dedemizin ise Birinci Dünya Savaşı’nda Kafkas Cephesi’ne sevk edildiğini ve Tirebolu Askerlik Şubesi’ndeki askeri kayıtlarda cephede kalarak şehit düştüğünü yıllar sonra yaptığım araştırmalarla öğrendim. Bu belgelerle yüzleşmek, meseleyi benim için sıradan bir tarih araştırması olmaktan çıkarıp, şehitlerimizin izini kendi köklerimde aradığım bir vefa borcuna dönüştürdü.
Tarihin Birbirine Bağlanan Halkaları Bugün açıkça ifade etmek gerekir ki; Birinci Dünya Savaşı’nın en çetin sahnelerine tanık olan Kafkas Cephesi’ni tam olarak anlamadan, Millî Mücadele’yi ve Kurtuluş Savaşı destanını kavramak mümkün değildir. Sarıkamış Harekâtı, Rus ilerleyişi, Harşit Savunması ve bölgedeki yerel direnişler, Millî Mücadele’nin lojistik ve örgütsel zeminini hazırlamıştır. 1918’de Rusya’nın savaştan çekilmesi, Erzurum Kongresi, Trabzon ve Giresun’daki Müdafaa-i Hukuk cemiyetlerinin çalışmaları ile Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkışı, birbirinden kopuk olaylar değil; sağlam bir tarih zincirinin halkalarıdır.
İşte 42. ve 47. Giresun Gönüllü Alayları, bu zincirin en sağlam halkalarından biri olarak Anadolu’nun farklı bölgelerinde mücadele etmiş, Sakarya Meydan Muharebesi’nin zafere ulaşmasında kritik bir rol oynamıştır. Bugün Haymana ve çevresindeki şehitlikler, bu tarihi bağın coğrafyamızdaki silinmez izleridir.
Evliya Çelebi’nin İzinde Bir Belgesel Tüm bu tarihi, şahsi ve milli motivasyonlarla yıllardır üzerinde çalıştığımız “Kafkas Cephesi Harşit Savunması Zaferi’nden Kurtuluş Savaşı’na Giresun Gönüllü Alayları” belgeselimizin ilk ulusal gala gösterimini, Zafer Haftası münasebetiyle 29 Ağustos 2026 tarihinde Afyonkarahisar’ın İscehisar ilçesindeki Dedesivri Tepesi’nde gerçekleştirdik.
İlim Kültür Tarih Araştırmaları Merkezi, Devr-i Âlem Belgesel Programı ve Avrasya Gazeteciler Derneği olarak, büyük seyyahımız Evliya Çelebi’nin sosyal tarih gözlemciliğini belgeselcilik alanında yaşatmak amacıyla düzenlediğimiz Evliya Çelebi Belgesel Film Festivali kapsamında bu gösterimi yapmak bizim için büyük bir onurdu. Şehitlerimizin huzurunda, dev ekranda izleyiciyle buluşan belgeselimize gösterilen yoğun ilgi, doğru yolda olduğumuzun en büyük kanıtıydı.
Bu anlamlı organizasyonda desteklerini esirgemeyen Giresun Sivil Toplum Örgütleri Federasyonu (GİRFED) Başkanı Sayın Muhterem Memiş’e ve şehitliğin yaşatılmasında büyük emeği olan İstanbul Milletvekili Sayın Hasan Turan’a takdim ettiğimiz Vefa Ödülleri, sadece birer plaket değil; tarihimize sahip çıkanlara duyduğumuz minnetin ifadesidir.
Bizler, İlim Kültür Tarih Araştırmaları Merkezi bünyesinde oluşturduğumuz zengin arşivi araştırmacılara açmaya ve yeni belgeseller üretmeye devam edeceğiz. Çünkü tarih, sadece geçmiş değil; geleceğe bırakılacak en kıymetli mirastır. Bu toprakları vatan yapan aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyorum. Onların bize bıraktığı tarihi unutmadan gelecek nesillere aktarmak hepimizin boynunun borcudur.








