I. Dünya Savaşı’nın çetin şartlarında, 10 ayrı cephede 7 devlete karşı vatan toprağını savunan ve 3 milyon evladını şehit veren bir milletin unutulmaz kahramanlık destanı bu belgeselle gün yüzüne çıkıyor. Rus ordularının 1916’da dayandığı Harşit Vadisi’nde, tam 15,5 ay boyunca düşmana geçit vermeyen kahramanların ve Şaban Kalesi’nde 16 ay süren amansız mücadelenin hikâyesine tanıklık edin. Askerin günde üç öğün fındık yiyerek direndiği, halkın fındık kabuklarını öğütüp ekmek üreterek cepheye taşıdığı bu eşsiz varoluş savaşı; kadınların, çocukların ve yaşlıların kurduğu milis güçleriyle birleşerek tarihi yeniden yazdı. Rusların İstanbul’a ve sıcak denizlere ulaşma hayalini suya düşüren, Trabzon’dan Erzurum’a uzanan vatan topraklarının kurtuluşunu müjdeleyen ve Kurtuluş Savaşı’na stratejik zaman kazandıran Harşit Savunması; günümüze ulaşan siperleri, mevzileri ve canlı hafızasıyla sizleri tarihin kırılma noktasına davet ediyor.
Geçilmeyen Son Kale: Kafkas Cephesi’nden Harşit Vadisi Zaferine Gönüllü Alaylar
Tarihin en çetin dönemleri, milletlerin imkânsızlıklara karşı gösterdikleri sarsılmaz iradeyle yazılır. I. Dünya Savaşı, Osmanlı İmparatorluğu için on ayrı cephede yedi devlete karşı verilen ve üç milyondan fazla insanın kaybıyla sonuçlanan devasa bir varoluş mücadelesiydi. Bu amansız savaşın en stratejik ve destansı sayfalarından biri, Kafkas Cephesi’nde, Karadeniz’in sarp coğrafyası olan Harşit Vadisi’nde yazıldı. “Gönüllü Alaylar: Kafkas Cephesinden Harşit Zaferine” adlı belgesel, bu şanlı direnişi ve unutulmuş kahramanlıkları tüm detaylarıyla gözler önüne seriyor.
Kafkas Cephesi’nde Osmanlı kuvvetleri; Çarlık Rusyası, İngiltere, Ermeni komitacıları ve Pontus çeteleri gibi çok yönlü bir tehditle karşı karşıyaydı. Bin dokuz yüz on altı yılına gelindiğinde Rus birlikleri Karadeniz kıyısı boyunca ilerleyerek Harşit Vadisi’ne ulaştı. Ancak işgal güçlerinin hesaba katmadığı en büyük unsur, coğrafyanın zorlukları ve yöre halkının kenetlenerek oluşturduğu çelikten savunma hattıydı. Harşit Nehri, Osmanlı’nın Karadeniz kıyılarında düşmanı durdurmayı başardığı son savunma hattı oldu ve Rus ordusu on beş buçuk ay boyunca bu nehrin ötesine geçemedi. Savunmanın simge noktalarından Şaban Kalesi de on altı ay süren yoğun çatışmalara ev sahipliği yaparak düşman ilerleyişini tamamen kilitledi.
Harşit Savunması’nı askeri tarihte eşsiz kılan en dokunaklı husus, sivil halkın cepheyle kurduğu organik ve fedakâr bağdır. İmkânsızlıkların hat safhada olduğu o günlerde cephedeki Mehmetçiğin temel besin kaynağı Karadeniz’in simgesi olan fındık oldu. Askerler günde üç öğün fındık tüketerek güç toplarken, bölge halkı akılalmaz bir fedakârlık göstererek fındık kabuklarını dahi öğütüp ekmek üreterek cepheye sevk etti. Kadınlar, yaşlılar ve çocuklar bu lojistik ağın merkezinde yer aldı. Sarp dağlarda görev yapan askerlerin nöbet değişimlerini kolaylaştırmak ve çetin kış şartlarından korumak amacıyla ahşap dağ evleri inşa edildi. Bölge halkı, kurdukları milis kuvvetleriyle düşman çetelerine karşı vadinin her karışını canı pahasına savundu.
Bin dokuz yüz on sekiz yılında Rusların geri çekilmek zorunda kalmasıyla Trabzon, Rize, Artvin ve Erzurum yeniden Osmanlı kontrolüne geçti. Harşit Savunması, Rusların İstanbul’a ve sıcak denizlere ulaşma planlarını kesin olarak engellerken, Osmanlı’ya stratejik zaman kazandırarak Kurtuluş Savaşı’na giden sürece zemin hazırladı. Belgesel, tüm bu tarihi gerçekleri aktarırken aynı zamanda günümüze ulaşan siperleri ve mevzileri kayıt altına alıyor. Şehitlerin hatırasını yaşatmak adına Harşit Vadisi’nin milli park yapılması gerektiği çağrısında bulunarak gençlere tarih bilinci aşılamanın önemini vurguluyor.
Editör: Kubilay Binen







