Anasayfa / Söyleşi / Tarihin Soğuk ve Şanlı Sayfaları: Dr. Songül Alşan’ın Anlatımıyla Sarıkamış ve Doğu Karadeniz’in İşgali

Tarihin Soğuk ve Şanlı Sayfaları: Dr. Songül Alşan’ın Anlatımıyla Sarıkamış ve Doğu Karadeniz’in İşgali

Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı İmparatorluğu’nun 7 farklı devletle 10 ayrı cephede verdiği varoluş mücadelesi, tarihimizin en zorlu dönemlerinden birini oluşturur. Bu mücadelelerin en çetinlerinden biri olan Kafkas Cephesi ve Doğu Karadeniz’in işgal süreci, Dr. Songül Alşan’ın akademik çalışmaları ve derinlikli anlatımıyla bir kez daha gün yüzüne çıkıyor.

Sarıkamış’ın Zorlu Şartları ve 3. Ordu’nun Mücadelesi

Kafkas Cephesi denildiğinde akla ilk gelen şüphesiz Sarıkamış Harekatı’dır. Karargah merkezi Erzincan olan 3. Ordu’nun aktif rol oynadığı ve 1914-1915 yıllarını kapsayan bu harekatta, en büyük düşman düşman askerinden ziyade tabiatın kendisi olmuştur. İklimin acımasızlığı ve dağlık arazinin geçit vermez yapısı, harekatın seyrini ne yazık ki tersine çevirmiş; kahraman Türk askeri emsalsiz bir vatanseverlikle doğanın dondurucu yüzüne karşı direnmiştir.

Halkın Destansı Direnişi: Gönüllü Birlikler

Savaşın ilerleyen safhalarında Rus kuvvetlerinin Trabzon’a kadar ilerlemesi, bölgede yepyeni bir direniş ruhunu doğurmuştur. Düzenli ordunun savaşın ve şartların ağırlığı altında erimesinin ardından, vatan savunması doğrudan bölge halkının omuzlarına kalmıştır. Halk, kendi imkanlarıyla kurduğu “gönüllü birlikler” ile hem karadan hem de denizden muazzam bir savunma hattı oluşturmuştur. Rusların hızlı takviye avantajına ve üstün silah gücüne rağmen sergilenen bu sivil direniş, Harşit zaferi gibi önemli başarıların da temelini atmıştır. Bu dönemde ayrıca Ermeni olayları patlak vermiş ve bölgede büyük insanlık trajedileri yaşanmıştır.

Kültürel Yağma ve Rusların Kalıcı Olma Çabası

Dr. Alşan’ın söyleşide dikkat çektiği en çarpıcı noktalardan biri de Rusların bölgedeki faaliyetlerinin yalnızca askeri boyutta kalmamasıdır. Bölgede kalıcı olmayı hedefleyen Ruslar, başlangıçta Ermenilere çeşitli sözler vermiş, ancak sonrasında bu vaatlerden geri adım atmışlardır. Daha da vahimi, bölgeye özel akademik heyetler getirerek şehirlerin envanterini çıkarmış ve tarihi eserlerimizi kaçırmışlardır. Bu paha biçilmez tarihi mirasın ancak bir kısmı sonradan geri getirilebilmiştir.

Tarihin İzini Sürmek: Belgeler ve Toplu Mezarlar

Dr. Songül Alşan, bu karanlık dönemi sadece anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda görsel ve yazılı belgelerle de tarihe not düşüyor. Açtığı Sarıkamış fotoğrafları sergileri ve kaleme aldığı “Doğu Karadeniz’in En Uzun 2 Yılı” adlı kitabı, bu çabanın en somut örnekleridir. Söyleşinin en sarsıcı bölümlerinden birini ise toplu mezar araştırmaları oluşturmaktadır. Rus belgelerine de yansıyan ve Sarıgün köyünde tespit edilen, 30.000 kişinin gömüldüğünü işaret eden bulgular, o dönem yaşanan acıların boyutunu gözler önüne sermektedir.

Geleceğe Dair Alınacak Dersler

Tarih, sadece geçmişi anmak için değil, geleceği inşa etmek için de okunmalıdır. Dr. Alşan’ın söyleşisinin kapanışında vurguladığı gibi; Anadolu’nun jeopolitik ve stratejik önemi hiçbir zaman azalmamış, aksine her geçen gün artmıştır. Bu coğrafyada ayakta kalmanın tek yolu, milli birlik ruhunu korumak ve her alanda güçlü olmaktan geçmektedir.

Söyleşide de altı çizildiği gibi: “Allah bu millete o günleri tekrar yaşatmasın; ancak ihtiyaç duyulduğunda o kudretli ruh, bu milletin damarlarında hâlâ mevcuttur.”

Editör: Kubilay Binen

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir