Anasayfa / Söyleşi / Kafkas Cephesi’nde Erzincan: Doğu’nun Çanakkalesi

Kafkas Cephesi’nde Erzincan: Doğu’nun Çanakkalesi

Birinci Dünya Savaşı’nın en çetin mücadele sahalarından biri olan Kafkas Cephesi, yalnızca Sarıkamış Harekâtı veya Erzurum Muharebeleri ile sınırlı değildir. Bu cephe; Karadeniz kıyılarından Van Gölü havzasına, Kop Dağı’ndan Harşit Vadisi’ne, Bayburt, Gümüşhane, Erzurum, Erzincan ve Alucra dağlarına kadar uzanan geniş bir savunma hattını kapsamaktadır. Bu büyük mücadelenin merkezinde ise Erzincan yer almaktadır.

Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Abdülkadir Gül ile gerçekleştirilen söyleşide de vurgulandığı üzere, Erzincan, Kafkas Cephesi boyunca yalnızca bir şehir değil; Osmanlı Devleti’nin doğu sınırındaki askerî karargâh, garnizon ve idare merkezi olarak görev yapmıştır. Cephede yürütülen askerî planlamalar, lojistik faaliyetler, sevkiyat, güvenlik organizasyonu ve idarî koordinasyon büyük ölçüde Erzincan üzerinden yürütülmüştür.

Bugün Kafkas Cephesi denildiğinde kamuoyunun hafızasında daha çok Sarıkamış ön plana çıksa da Erzincan’ın üstlendiği stratejik rol, hak ettiği ölçüde bilinmemektedir. Bu nedenle bu tarihî mirasın gelecek nesillere aktarılması, bilimsel çalışmaların artırılması ve toplumsal farkındalığın güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.

Osmanlı Devleti açısından Erzincan, doğu vilayetlerini birbirine bağlayan stratejik bir kavşak noktasıydı. Erzurum ile Sivas arasında yer alan şehir, hem ulaşım ağının hem de askerî ikmal yollarının merkezinde bulunuyordu. Bu nedenle Kafkas Cephesi’ndeki birliklerin sevki, mühimmat dağıtımı, iaşe organizasyonu ve birliklerin yeniden teşkili gibi kritik faaliyetler Erzincan üzerinden gerçekleştiriliyordu.

Şehir aynı zamanda cephe gerisinin en önemli garnizon merkezlerinden biri olarak görev yaptı. Cepheden çekilen birliklerin yeniden düzenlenmesi, yaralı askerlerin sevki, yeni birliklerin cepheye hazırlanması ve komuta kademesinin koordinasyonu burada yürütülüyordu. Osmanlı Devleti’nin Rus İmparatorluğu ile gerçekleştirdiği mücadelelerde Erzincan, askerî olduğu kadar idarî bir merkez niteliği de taşıyordu.

Kafkas Cephesi yalnızca büyük taarruzlardan ibaret değildi. Aylarca süren savunmalar, dağ geçitlerinde verilen mücadeleler, zorlu iklim şartları ve lojistik sıkıntılar cepheyi dünyanın en ağır savaş alanlarından biri hâline getirmişti.

Erzincan çevresindeki savunma hatları, Osmanlı ordusunun direnme iradesinin en önemli örneklerinden birini oluşturdu. Şehir defalarca tehdit altında kalmasına rağmen uzun süre doğu savunmasının bel kemiği olmayı sürdürdü. Bu nedenle Erzincan, yalnızca bir coğrafi nokta değil; Kafkas Cephesi’nin direniş sembollerinden biri olarak değerlendirilmelidir.

Türkistan Alayları ve Kafkas Cephesi

Kafkas Cephesi’nin dikkat çeken unsurlarından biri de Rus İmparatorluğu bünyesindeki Türkistan kökenli askerlerin cephede görevlendirilmesidir.

1916 yılında Çarlık Rusyası’nın Orta Asya halklarını zorunlu iş gücü ve askerî hizmet kapsamında seferber etme kararı, geniş çaplı ayaklanmalara yol açmıştır. Tarihe “Ürkün” olarak geçen olaylarda özellikle Kırgız ve Kazak toplulukları ağır kayıplar vermiş, on binlerce insan Çin’e doğru kaçarken hayatını kaybetmiş veya sürgüne maruz kalmıştır. Bu süreç, Orta Asya tarihinin en acı hadiselerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Rus ordusunda görev yapmak zorunda bırakılan Türkistan kökenli askerlerin önemli bir kısmı, cephede Osmanlı askerlerine karşı savaşmak istememiştir. Birçok hatırat ve araştırmada, bazı Türkistan kökenli askerlerin Osmanlı askerlerine karşı sert uygulamalardan kaçındığına veya fırsat bulduklarında teslim olmayı tercih ettiklerine dair anlatımlar bulunmaktadır. Bu yönüyle Kafkas Cephesi yalnızca iki devlet arasında yaşanan bir savaş değil, aynı zamanda farklı coğrafyalarda yaşayan Türk ve Müslüman toplulukların tarihî kaderlerinin kesiştiği önemli bir mücadele alanıdır.

Kafkas Cephesi ve Osmanlı-Rus savaşlarında ele geçirilen bazı Osmanlı sancakları bugün Rusya’nın Saint Petersburg kentindeki müzelerde muhafaza edilmektedir. Bu sancakların tarihî miras kapsamında envanterlerinin ortaya çıkarılması ve gelecekte kültürel iş birliği çerçevesinde Türkiye’ye kazandırılmasına yönelik akademik çalışmalar ve çeşitli girişimler, tarihçiler tarafından önemli görülmektedir.

Bugün Erzincan’da Kafkas Cephesi’ni anlatan pek çok alan, mevzi ve tarihî iz bulunmaktadır. Ancak bunların önemli bir bölümü geniş kitleler tarafından yeterince bilinmemektedir. Akademik çalışmaların artması, saha araştırmalarının desteklenmesi, belgesellerin hazırlanması ve genç kuşaklara yönelik eğitim faaliyetleri bu tarihî mirasın korunmasına önemli katkılar sağlayacaktır.

Prof. Dr. Abdülkadir Gül’ün de dikkat çektiği gibi, Erzincan’ın Kafkas Cephesi’ndeki merkezî rolünün daha görünür hâle getirilmesi yalnızca yerel tarih açısından değil, Türkiye’nin askerî tarihinin doğru anlaşılması bakımından da önem taşımaktadır.

Evliya Çelebi Belgesel Film Yarışması, Kafkas Cephesi’nin tarihi rolünü gelecek nesillere aktarmayı amaçlamakta ve genç sinemacıları ve araştırmacıları bu önemli tarihî mirası anlatan özgün yapımlar üretmeye teşvik ederek, Kafkas Cephesi’nin bilinmeyen yönlerine dikkat çekmeyi hedefliyor.

Editör: Kubilay Binen

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir