Giresun’un güneyinde yer alan Alucra ilçesi, Birinci Dünya Savaşı sırasında Kafkas Cephesi’nin önemli savunma noktalarından biri olmuştur. Özellikle Gavur Dağları, Osmanlı ordusunun Rus ilerleyişine karşı oluşturduğu son savunma hatlarından biri olarak tarihte yer alır.
1914 yılında Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’na girmesiyle açılan Kafkas Cephesi’nde amaç, Rus ordusunun Doğu Anadolu üzerinden ilerlemesini durdurmaktı. Sarıkamış Harekâtı sonrasında Osmanlı ordusu büyük kayıplar vermiş, Rus kuvvetleri Doğu Anadolu’da ilerleme imkânı bulmuştu. Bu süreçte Gümüşhane–Alucra–Refahiye hattı stratejik önem kazandı.
Gavur Dağları: Son Savunma Hatlarından Biri
Alucra Gavur Dağları, yüksek ve sarp arazi yapısı sebebiyle askerî savunma için elverişliydi. Osmanlı birlikleri burada siperler, mevziler ve geçici askerî yapılar kurarak Rus ilerleyişini durdurmaya çalıştı. Bölgede günümüzde hâlâ bazı siper izleri, askerî kalıntılar ve savaş hatıraları bulunduğu belirtilmektedir.
Bu cephede görev yapan birlikler arasında 2. Kafkas Kolordusu önemli bir yere sahipti. Bölgedeki mücadele 1914-1917 yılları arasında devam etti.
Mareşal Fevzi Çakmak ve Alucra Cephesi
Kafkas Cephesi’nin Alucra hattında Fevzi Çakmak Paşa’nın komuta ettiği savunma faaliyetleri de önemlidir. Fevzi Paşa’nın bölgede uzun süre kaldığı, ordunun savunma düzeninin güçlendirilmesinde rol aldığı aktarılmaktadır.
Alucra’daki bu hat, Rus ordusunun Karadeniz’in iç kesimlerine ve Anadolu’nun batısına doğru ilerlemesini sınırlayan doğal bir engel oluşturmuştur.
Şehitler ve Savaşın İzleri
Gavur Dağları bugün sadece bir coğrafi bölge değil, aynı zamanda binlerce askerin mücadele ettiği tarihî bir savaş alanıdır. Bölgede şehit mezarları, siper kalıntıları ve askerî izlerin bulunduğu ifade edilmektedir.
Alucra’da düzenlenen “Şehitlere Vefa” yürüyüşleriyle bu tarihî miras yaşatılmaya çalışılmaktadır.
Belgeselci İsmail Kahraman Gözüyle
Bir belgeselci gözüyle Alucra Gavur Dağları; sadece taş, toprak ve eski siperlerden ibaret değildir. Bu dağlar, Anadolu’nun en zor yıllarında vatan savunması yapan askerlerin hatıralarını taşıyan açık hava tarih müzesidir.
Gavur Dağları’nda rüzgârın sesi, yüz yıl önce nöbet tutan askerlerin hikâyesini anlatır. Her siper, her taş ve her mezar; Kafkas Cephesi’nin unutulmaması gereken bir sayfasıdır.
Editör: Kubilay Binen








